Dolar 32,8221
Euro 35,1421
Altın 2.449,46
BİST 10.771,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29 °C
Açık

Rusya

24.11.2023
A+
A-
Rusya
Tanıtım Yazısı

Rusya

Rusya Federasyonu, Kuzey Avrasya’da yer alan ve federal yarı başkanlık tipi cumhuriyetle yönetilen bir ülkedir. Bu devasa ülke, Norveç, Finlandiya, Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Belarus, Ukrayna, Gürcistan, Azerbaycan, Kazakistan, Çin, Moğolistan, Kuzey Kore ve Türkiye ile komşudur. Deniz sınırları ise Japonya, Amerika Birleşik Devletleri ve Karadeniz ile de sınırlanmaktadır. Rusya’nın yüzölçümü, ilhak edilen bölgeler dahil olmak üzere 17.234.135 km²’dir, bu da onu dünyanın en geniş ülkesi yapmaktadır. Ayrıca, 145,9 milyon nüfusuyla Rusya, dünyanın en kalabalık dokuzuncu ülkesidir.

Rusya’nın coğrafi konumu, farklı çevre ve yer şekillerinin varlığına işaret etmektedir. Bu büyük ülke, Kuzey Asya’nın tamamına ve Doğu Avrupa’nın önemli bir bölümüne yayılmıştır. Ülke, dünya yaşam alanının sekizde birini kapsamaktadır.

Rusya, her biri zengin tarih ve kültür mirasıyla dolu çeşitli bölgelere ev sahipliği yapmaktadır. St. Petersburg ve Moskova gibi büyük şehirler, tarihi yapıları, sanat galerileri ve müzeleriyle ziyaretçilere farklı deneyimler sunmaktadır. Sibirya bölgesi, epik doğası ve tundra manzaralarıyla keşfedilmeyi bekleyen birçok yer sunmaktadır. Volga Nehri’nin kıyısında yer alan Kazan şehri, hem Rus hem de Tatar kültürünün bir karışımını sunar.

Rusya’nın ekonomisi de oldukça çeşitlidir. Petrol, doğalgaz, kömür ve metaller gibi doğal kaynaklar, ülkenin ekonomik büyümesinin temelini oluşturur. Aynı zamanda uzay endüstrisi, otomotiv sektörü ve yazılım geliştirme gibi alanlarda da önemli başarılar elde etmiştir.

Rusya’nın karmaşık tarih ve kültürel çeşitliliği, bu büyüleyici ülkeyi keşfetmek isteyen gezginler için sonsuz keşif fırsatları sunmaktadır. Doğal güzellikleri, tarihi kalıntıları ve benzersiz kültürüyle Rusya, her ziyaretçiyi büyülemeyi başarmaktadır.

Rusya, Dünya üzerindeki etkisi, geniş coğrafi alanı ve zengin kaynakları nedeniyle uluslararası ilişkilerde de önemli bir rol oynamaktadır. Kendine özgü bir kimliğe sahip olan Rusya, diğer ülkelerle olan ilişkilerinde stratejik öneme sahip bir aktör olarak kendini göstermiştir.

Rusya Etimoloji: Bir Ülkenin İsim Kökeni

Rusya, tüm dünyada bilinen ve geniş bir coğrafi alana yayılan bir ülkedir. İsim kökeni hakkında birçok teori bulunmaktadır. Ancak, bugün en kabul gören teori, Rusya kelimesinin Orta Çağ’daki Rusların, Doğu Slavlarından gelen bir halkın adından türediği yönündedir. Bazı dilbilimciler ise kelimenin kökeninin “ruota” yani “tuna balığı” kelimesinden geldiğini öne sürmektedirler. Bu teoriye göre balığın ismi, zamanla ülkenin adı haline gelmiştir.

Rusya Tarihi: Geçmişten Günümüze

Rusya, tarihte birçok önemli medeniyete ev sahipliği yapmış bir ülkedir. Tarihçilere göre, Ruslar Kievan Rus döneminde Orta Çağ Avrupa’sının en güçlü devletlerinden birini oluşturmuşlardır. Kiev Knezliği olarak da bilinen bu dönem, 9. ve 13. yüzyıl arasında varlığını sürdürmüştür.

Ancak, Rusya’nın en önemli tarihi dönüm noktası, 16. yüzyılda Moskova Knezliği’nin güçlenerek Rusya Çarlığı’nı kurmasıdır. Çar Peter I’in reformlarıyla birlikte Rusya, Batı Avrupa ile daha fazla etkileşim kurmaya başlamış ve genişlemiş bir imparatorluk haline gelmiştir.

Rusya İmparatorluğu

Rusya’nın tarihi boyunca en etkileyici dönemlerinden biri de 18. ve 19. yüzyıllarda yaşanan Rusya İmparatorluğu dönemidir. Bu dönemde Rusya, Baltık Denizi’nden Büyük Okyanus’a kadar uzanan devasa bir toprak parçasını kontrol etmiştir.

Rusya İmparatorluğu, Avrupa’nın en güçlü ordularından birine sahip olmasıyla tanınırken, aynı zamanda kültürel açıdan da önemli bir etkiye sahipti. İmparatorluk, Batı etkileri ile geleneksel Rus kültürünü sentezleyerek benzersiz bir kimlik yaratmıştır.

Sovyetler Birliği

20. yüzyılda Rusya tarihi, Sovyetler Birliği’nin kurulmasıyla birlikte önemli bir döneme girmiştir. 1917 Devrimi ve Vladimir Lenin’in liderliğindeki Bolşevik Parti’nin iktidara gelmesi ile Rusya, komünist bir devlet haline gelmiştir.

Sovyetler Birliği, II. Dünya Savaşı’ndaki kahramanlıkları, kültürel ve bilimsel başarıları ile dünya çapında tanınır hale gelmiştir. Ancak, politik baskılar, ekonomik zorluklar ve ideolojik sıkıntılar, Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılmasına yol açmıştır.

Rusya Federasyonu

Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra, Rusya, Rusya Federasyonu adı altında yeni bir devlet olarak ortaya çıkmıştır. Yeni bir anayasa ve demokratik yapılanmalarla güçlendirilen ülke, ekonomik reformlar ve dış politika değişiklikleriyle dünya sahnesinde kendisine yer bulmuştur.

Bugün, Rusya Federasyonu dünya ekonomisinde önemli bir rol oynamaktadır ve enerji kaynakları, kültürel mirası ve stratejik konumuyla dikkat çekmektedir. Rusya, zengin tarihinden gelen kültürel ve tarihi zenginlikleriyle birçok turistin ilgi odağı olmaktadır.

Merkezileşme ve Demokratik Gerileme

Rusya’nın siyasi ve ekonomik süreçlerindeki önemli bir dönemdir. 1999 yılında yaşanan beklenmedik olaylar, Vladimir Putin’in iktidara gelmesine ve Rusya’nın demokratik yapısında gerilemeye yol açmıştır.

Başkan Yeltsin’in istifasından sonra, Putin göreve gelerek İkinci Çeçen Savaşı’nda Çeçenistan’ı Rusya’ya dahil etmiştir. Bu süreç, Putin’in otoriter bir lider olarak kendini göstermesine ve ülkenin istikrarını sağlama çabasına işaret etmektedir. Putin, 2004 yılında ikinci dönemini kazanarak Rusya’nın ekonomik durumunu iyileştirmiştir. Yüksek petrol fiyatları ve yabancı yatırımlardaki artış, Rusya’nın ekonomik büyümesine önemli ölçüde katkıda bulunmuştur.

Ancak Putin dönemi, demokrasi açısından endişe verici gelişmelere sahne olmuştur. Otoriter bir yönetim anlayışını benimseyen Putin, Rusya’yı merkeziyetçi bir devlete dönüştürmüştür. Bu süreçte, basın özgürlüğünde kısıtlamalar, muhaliflerin baskı altına alınması ve siyasi rekabetin azalması gibi demokrasiyle bağdaşmayan adımlar atılmıştır.

Rusya’nın Gürcistan’ı işgali, Putin döneminin en önemli olaylarından biridir. Diplomatik bir krizin ardından gerçekleşen bu işgal, Avrupa’da 21. yüzyılın ilk savaşı olarak nitelendirilmiştir. Rusya, işgal ettiği bölgelerde bulunan ayrılıkçı devletleri tanımış ve uluslararası toplumda ciddi endişelere yol açmıştır.

Tandemokrasi olarak adlandırılan Putin-Medvedev dönemi ise, Putin’in yasal sınırlamalara rağmen gücünü korumasını sağlamıştır. Medvedev’in Putin tarafından işaretlenen bir aday olarak seçilmesi, Rusya’daki siyasi rekabetin azaldığına ve demokratik yönetimin gerilediğine işaret etmektedir.

Merkezileşme ve demokratik gerileme süreci, Rusya’nın demokratik açıdan hacmini sınırlayan bir dönem olarak değerlendirilebilir. Putin’in otoriter yönetim anlayışı ve demokrasiye yönelik adımlar, uluslararası toplumun dikkatini çeken gelişmeler olmuştur. Bu süreç, Rusya’nın demokratikleşme yolunda atması gereken adımları gözler önüne sermekte ve geleceği hakkında önemli soru işaretleri uyandırmaktadır.

Ukrayna işgali 2014 Ukrayna Devrimi’nin ardından başlayan ve Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesiyle başlayan bir dizi olayın sonucunda gerçekleşti. Rus destekli paramiliterler, Güneydoğu Ukrayna’nın Donbas bölgesindeki Luhansk ve Donetsk oblastlarını ele geçirerek bölgede bir çatışma ortamı yaratmıştır. Rusya’nın Ukrayna sınırı boyunca yaptığı askeri yığınaklar ise Mart 2021’de başlamış ve 30 Eylül 2022 tarihinde Ukrayna’nın Rus işgali altındaki bölgelerinin ilhak edildiği bir döneme ulaşmıştır.

İşgal serisinin bir parçası olarak, Rusya Federasyonu Konseyi, Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Luhansk Halk Cumhuriyeti’nin bağımsızlıklarını tanımış ve Rus birliklerini bu bölgelere göndermiştir. 24 Şubat 2022 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın askerden ve Nazizm’den arındırılması amacıyla özel bir askeri operasyon ilan etmiştir. Putin’ın konuşmasında, Ukrayna’nın devlet olma hakkına karşı çıkan ve ülkenin etnik Rus azınlığa zulmeden neo-Naziler tarafından yönetildiğine dair yanlış iddialar bulunmaktadır.

Rus işgali, Kiev dahil olmak üzere birçok Ukrayna şehrini hedef alan füze ve roket saldırılarıyla başlamıştır. Bu hava saldırılarının ardından kara birlikleri de farklı cephelerden işgale dahil olmuştur. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski sıkıyönetim ve seferberlik ilan etmiştir. Rus saldırıları kuzey, kuzeydoğu, güney ve güneydoğu cephelerinden başlatılmış ve Kiev’in ilerleyişi Mart ayında durdurulmuştur.

Ukrayna İşgali

Ukrayna işgali, bölgedeki siyasi ve etnik gerilimleri alevlendirmiş ve birçok insana zarar vermiştir. Sivil kayıpların yanı sıra, mülteci akını da yaşanmış ve uluslararası toplumun dikkatini çekmiştir. Ukrayna halkı büyük bir zorlukla karşı karşıya kalmış ve ülkenin toprak bütünlüğü ve egemenliği tehdit altına girmiştir.

Ukrayna işgali, uluslararası toplumda büyük bir endişe ve tepkiye yol açmıştır. Birçok ülke, Rusya’ya yaptırımlar uygulamış ve Ukrayna’ya yardım etmek için çeşitli şekillerde destek sağlamıştır. Bu durum, işgalin sona erdirilmesi ve barışın yeniden tesis edilmesi için önemli adımlar atmıştır.

Ukrayna işgali, uluslararası hukukun ihlal edildiği ve masum insanların zarar gördüğü bir durumdur. Toplumların barış içinde yaşama hakkı, egemenlik ve toprak bütünlüğü gibi temel ilkelerin korunması büyük önem taşımaktadır. Ukrayna işgaliyle ilgili olarak yapılan uluslararası çabalara destek vermek ve bu trajik durumun sonlanmasına katkıda bulunmak için herkesin elinden geleni yapması önemlidir.

Rusya Anayasası ve Ülkenin Yönetim Sistemi

Rusya, federal yarı başkanlık sistemine sahip bir cumhuriyettir. Anayasa gereği, Başkan devletin başı iken; Başbakan ise hükûmetin başıdır. Ülke, federal hükûmetin 3 temel erkten oluşmasına dayanan çok partili temsili demokrasi ile yönetilmektedir. Bu erkler; yasama, yürütme ve yargıdır ve her biri ayrı yetki ve sorumluluklara sahiptir.

Yasama erkine bakacak olursak, Rusya’nın çift meclisli Federal Meclis’i bulunmaktadır. Bu meclis, 450 üyeden oluşan Devlet Duması ve 166 üyeli Federasyon Konseyi’ni içermektedir Federal Meclis, ülke adına kararlar alma, y yapma ve onaylama, savaş ilan etme, antlaşmaları onaylama ve reddetme, Devlet Başkanını görevden alma gibi yetkilere sahiptir. Bu meclis, geniş bir yelpazede konuları ele alarak, Rusya’nın yasama süreçlerine katkıda bulunmaktadır.

Yürütme erkini ele alacak olursak, Rusya’nın yürütmenin başı Devlet Başkanı’dır. Aynı zamanda silahlı kuvvetlerin başkomutanı olan Başkan, önemli yetkilere sahiptir. Meclisten çıkan kanunları veto etme hakkına sahip olan Başkan, bakanlar ve diğer memurları atama yetkisine de sahiptir. Bu sayede, Başkan, hükümetin politikalarını yürütmek, devletin günlük işlerini yönetmek ve ülkenin genel yönetiminden sorumlu olmak gibi sorumlulukları yerine getirmektedir.

Yargı erkini ele alacak olursak, Anayasa Mahkemesi, Yüksek Mahkeme, Yüksek Tahkim Mahkemesi ve ilk derece federal mahkemelerden oluşan bir yargı sistemine sahiptir. Hakimler, Federasyon Konseyi tarafından atanmaktadır ve yasaları yorumlama ve anayasaya aykırı gördükleri yasaları lağvetme yetkisine sahiptirler. Bu sayede, yargı sistemi, hukuka ve adaletin sağlanmasına katkıda bulunmanın yanı sıra, anayasanın korunması ve uygulanması konusunda önemli bir rol oynamaktadır.

Rusya Federasyonu, anayasası gereği, ülkenin yönetimini bu belirli erkler aracılığıyla gerçekleştirmektedir. Yasama, yürütme ve yargı erkleri, birbirleriyle uyumlu bir şekilde çalışarak, Rusya’nın demokratik ve adaletli bir şekilde yönetilmesini sağlamaktadır. Bu sistem, ülkenin iç işlerinin düzenlenmesi ve vatandaşların haklarının korunması açısından büyük öneme sahiptir.

Rusya Anayasası’nın sağladığı bu yönetim sistemi sayesinde, ülke sorunlarını uygun şekilde ele almakta ve ilerlemektedir. Her bir erk, kendi sorumluluk alanında etkin bir şekilde çalışarak, demokratik standartların korunmasına ve toplumun refahının sağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle, Rusya Federasyonu’nun yönetim yapısı, ülkenin geleceğini şekillendiren önemli bir unsurdur.

Devlet Başkanı Görev Süresi ve Seçim Süreci

Rusya, devlet başkanını seçmek için belirli bir süre sınırlamasına sahip olan bir sistem kullanmaktadır. Devlet başkanlığı görevi, 6 yıl süreyle atanır ve en yüksek oyu alan aday seçimleri kazanır. Ancak, seçimler en fazla iki tur üzerinden gerçekleştirilir.

Devlet Başkanı olarak görev yapabilmek için bazı kriterler bulunmaktadır. Öncelikle, adayın 35 yaşından büyük olması gerekmektedir. Ayrıca, en az 10 yıl süresince Rusya’da ikamet etmiş olma şartı da aranır. Bu kriterler, adayların ülkeye karşı derin bir bağlılık ve deneyime sahip olmasını sağlamayı hedeflemektedir.

Devlet Başkanı, bakanları atama yetkisine sahiptir ancak bakanlarının atanması konusunda Başbakanın tavsiyelerini dikkate alır. Bu sayede, hükümetin bakanlarının seçiminde güçlü bir işbirliği ve denge sağlanır. Bakanlar, son olarak Duma’da oylanarak görevlerini başlatırlar.

2000 yılından 2008 yılına kadar devlet başkanlığı görevini yürüten Vladimir Putin, 2008 yılında devlet başkanlığı seçimlerine aday olamadı. Çünkü Rusya Anayasası, devlet başkanının belirli bir süre sınırlaması olduğunu belirtmektedir. Bu durumda Putin, Birleşik Rusya lideri olarak hükümetin başına geçerek Başbakan oldu. Ancak, 2012 yılında yeniden başkan seçilerek görevine devam etti.

Rusya’da aktif olan en etkili siyasi partiler arasında Birleşik Rusya, Komünist Parti, Liberal Demokratik Parti ve Adil Rusya yer almaktadır. Bu siyasi partiler, farklı siyasi görüşleri ve hedefleri temsil etmektedir. Bu çeşitlilik, demokratik bir seçim süreci ve siyasi bir denge sağlama amacı gütmektedir.

Devlet başkanı seçimi ve görev süresiyle ilgili bu kurallar ve yönergeler, Rusya’nın siyasi sistemi açısından önemli bir rol oynamaktadır. Bu süreç, adayların niteliklerini ve deneyimlerini değerlendirerek ülkedeki liderliğin istikrarını ve etkinliğini sağlamayı amaçlamaktadır.

Rusya Şehirleri ve Federal Yapıları

Rusya, yüzölçümü bakımından dünyanın en geniş ülkesi olmasının yanı sıra, aynı zamanda zengin bir kültürel mirasa sahip olan bir ülke olarak öne çıkıyor. Bu büyük ülke, federal bir yapıya sahip olup 85 farklı federal konseye ayrılmıştır. Her bir federal konsey bölgeye veya şehre özgü yetkilere sahiptir ve merkezi hükümet tarafından desteklenir.

Rusya’da bulunan birçok büyük şehir, tarihi ve kültürel öneme sahip yapılarıyla ziyaretçilerini büyülüyor. Moskova, başkent olarak ülkenin en önemli siyasi ve ekonomik merkezidir. İki farklı bölgesi olan Moskova, daha yüksek eğitim kurumlarına ev sahipliği yapmasıyla da bilinir. Ayrıca, Kızıl Meydan ve Kremlin gibi tarihi yapılarıyla da göz kamaştırır.

Sankt-Peterburg ise kültürel ve turistik açıdan önemli bir şehir olarak öne çıkar. Tarihi yapısı ve zarif binalarıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen bu şehir, ziyaretçilerine benzersiz bir deneyim sunar. Her bir köşesi sanat ve tarihle dolu olan Sankt-Peterburg, Hermitage Müzesi ve Aziz İsaak Katedrali gibi turistik mekanlarla ünlüdür.

Rusya’nın diğer önemli şehirleri arasında Kazan, Yekaterinburg, Novosibirsk ve Nizhny Novgorod bulunur. Her biri tarihi öneme sahip yapıları ve kültürel etkinlikleri ile ziyaretçilerini kendine çeker. Kazan özellikle Türk ve Tatar kültürlerinin etkilerini barındıran bir şehir olarak öne çıkar. Novosibirsk, Trans-Sibirya Demiryolu üzerinde yer alması nedeniyle ülkenin önemli bir ulaşım merkezidir.

Rusya’nın federal yapıları, ülkenin farklı bölgelerinin yönetimini destekleyerek yerel yönetimlerin yetkilerini artırır. Bu sayede, ülkenin tüm çeşitliliği ve çok kültürlülüğü yansıtılır. Federal yapılar, Rusya’nın farklı bölgelerinin ihtiyaçlarına cevap verebilmek için esnek bir yönetim modeli sunar.

Şehirler ve Federal Yapıları