Dolar 31,0126
Euro 33,5926
Altın 2.018,62
BİST 9.312,12
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12 °C
Açık

Jülyen Takvimi: Antik Roma’dan Kalan Bir Zaman Hesaplama Sistemi

25.11.2023
A+
A-
Jülyen Takvimi: Antik Roma’dan Kalan Bir Zaman Hesaplama Sistemi
Tanıtım Yazısı

Zamanın ölçülmesi ve takvim sistemlerinin oluşturulması, medeniyetlerin en önemli gelişmelerinden biri olarak kabul edilir. Bu bağlamda incelendiğinde, Jülyen takvimi, zaman ölçümünde bir dönüm noktası olarak değerlendirilen önemli bir tarihi mirastır. MÖ 46 yılında Roma İmparatoru Jül Sezar’ın önderliğinde kabul edilen bu takvim, onun adıyla anılarak yüzyıllar boyunca Batı dünyasında kullanılmıştır.

Takvimin Oluşumu ve Yapısı

Antik Mısır medeniyeti, yalnızca mimari ve sanatsal başarılarıyla değil, aynı zamanda zamanı ölçme ve kaydetme sistemleriyle de tarihte iz bırakmıştır. Gelişmiş takvim sistemleri, hem İslami takvime (ay takvimi) hem de Jülyen takvimine (güneş takvimi) temel teşkil etmiş ve bu sistemler medeniyetin tarım ve idari işleri arasında köprü kurmuştur.

Eski Mısır’da, tarım faaliyetlerinin planlanması ve nehir taşkınlarının tahmin edilebilmesi için başlangıçta ay takvimi kullanılmıştır. Ancak, yılın günlerinin doğru bir şekilde hesaplanabilmesi ve idari işlerin düzenli bir biçimde yürütülebilmesi için daha sonra güneş takvimine geçilmiştir. Bu takvimde bir yıl tam 365 gün olarak hesaplanmış fakat artık yıl kavramı bulunmamıştır. Bu durum, zamanla güneş yılı ile takvim yılı arasında kaymalara neden olmuştur.

Roma İmparatorluğu, Eski Mısır’dan devraldığı güneş takvimini kullanıyordu, ancak bu sistemdeki hatalar belirli bir süre sonra karışıklıklara ve uygunsuzluklara yol açtı. Jül Sezar, Roma takvimini düzenlemek ve kaymaları düzeltmek adına İskenderiyeli ünlü astronomi bilgini Sosigenes’den yardım istemekte gecikmedi. Sosigenes’in önerisiyle, takvim yılı 365.25 gün olarak kabul edildi ve bu sayede oluşan mevsim kaymalarını önlemeyi amaçladı. Buna göre, 4’e tam bölünemeyen yıllar 365 gün, bölünen yıllar ise 366 gün olarak ilan edildi. Üç yıllık periyotta toplanan çeyrek günler, dördüncü yılda eklenerek artık yıl uygulaması hayata geçirildi.

Sezar, aynı zamanda 12 aylık takvim yapısını korumak amacıyla, artık yıllarda 6 ayı 30, diğer 6 ayı 31 gün olarak düzenledi. Artık olmayan yıllarda ise, yılbaşı Mart ayında olduğu için ve Şubat en son ay olduğu için, Şubat ayından bir gün çıkararak bu ayı 29 güne düşürmüştür. Bununla kalmayıp, takvim düzenlemesine kendi imzasını atarak Quintilis ayının adını Julius (Temmuz) olarak değiştirmiştir.

Ancak Jül Sezar’ın suikaste uğramasının ardından takvim reformları beklenildiği şekilde yürütülmedi. Takvimin idaresinden sorumlu olan Pontifeksler, artık yıl ekleme uygulamasını yanlış yaparak her üç yılda bir artık yıl ilave ettiler ve bu yanlış uygulama nedeniyle yaklaşık 40 yıl içinde 3 gün gibi bir kayma gerçekleşti. MÖ 8 yılında İmparator Augustus, Sezar’ın başlattığı takvim reformlarını düzeltmeye koyuldu ve 12 yıl boyunca artık yıl uygulamasını askıya alarak meydana gelen kaymayı giderdi. Augustus’un yeniden düzenlediği takvimde Sextilis ayının adını da Augustus olarak değiştirdi ve aynı zamanda Julius (Temmuz) ayındaki 31 günlük sürenin prestijini korumak adına Şubat ayından bir gün çalarak Augustus (Ağustos) ayına ekledi. Böylece Ağustos ayı da 31 güne ulaşarak Temmuz ayı ile eşitlendi; Şubat ise 28 veya 29 gün (artık yıllarda) olarak kaldı.

Bu tarihsel süreç neticesinde, Roma İmparatorluğu ve onun takipçisi olan Batı dünyası, sonraki zamanlarda takvim biliminde önemli milatlar olacak Jülyen takvimini benimsemiştir. Hem Eski Mısır’ın hem de Roma’nın katkılarıyla günümüze dek uzanan takvim bilimi, zamanı ölçme ve düzenleme konusunda insanlık tarihindeki teknik ve kültürel gelişmelerin belirgin bir göstergesidir.

Artık Yıl Hesaplamaları ve Oluşan Sapma

Jülyen takvimindeki artık yıl uygulaması bir yenilik olmakla birlikte, tam anlamıyla astronomik gerçeklere uyumlu değildir. Gerçekte bir Güneş yılı 365 gün, 5 saat, 48 dakika ve 45 saniye sürmektedir. Ancak Jülyen takvimindeki 365,25 günlük hesaplama, gerçek Güneş yılı süresinden biraz fazladır. Bu minik fark her 128 yılda yaklaşık bir gün gibi bir kayma yaratmış ve yüzyıllar süresince birikerek ciddi bir sapmaya yol açmıştır.

Gregoryen Takvime Geçişin Sebepleri

Zaman içinde meydana gelen bu sapma, dini bayramların ve özellikle Paskalya’nın zamanlamasında sorunlara yol açmıştır. Bu nedenle 1582 yılında Papa XIII. Gregorius liderliğinde Gregoryen takvimine geçiş yapılmıştır. Gregoryen takvimi, Jülyen takvimindeki sapmayı düzeltmek ve yıl ölçümünü daha doğru hale getirmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu yeni sistemde, her 400 yıldan sadece 97’si artık yıl olarak belirlenmiş ve yılın süresi astronomik verilere daha uygun hale getirilmiştir.

Batı’nın Ötesinde Jülyen Takviminin Kullanımı

Batı dünyasında Gregoryen takvimi benimsenirken, Ortodoks Hristiyan geleneğine sahip ülkeler Jülyen takvimini kullanmayı sürdürmüşlerdir. Özellikle Rusya ve Bulgaristan gibi ülkelerdeki kiliseler, 20. yüzyıl başlarına kadar bu eski takvime bağlı kalmıştır. Ancak teknolojik ve kültürel entegrasyon ihtiyaçları sonucunda Rusya’da Bolşevik devrimi sonrası bu tarihi takvim terkedilmiş ve modern Gregoryen takvimi benimsenmiştir.

Modern Dönemde Jülyen Takvimine Olan İlgi

Bununla birlikte, Rus Ortodoks Kilisesi gibi dini grupların Jülyen takvimine duyduğu bağlılık ve bu takvime dönüş çağrıları zaman zaman gündeme gelmektedir. Bu, dini takvimin ve tarihi geleneklerin korunmasının yanı sıra, kültürel kimlik ve mirasın korunmasının da bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Tarih boyunca, medeniyetler ve kültürler kendi zamanlarını kendilerince ölçmüş ve çeşitli takvim sistemlerini yaratmışlardır. Jülyen takvimi, bu ölçüm sistemlerinin içerisinde özel bir yere sahiptir. Jül Sezar zamanından başlayıp Bolşevik devrimine kadar uzanan kullanımıyla, geçmişin zaman anlayışını ve astronomik hesaplamalara dayalı zaman ölçümünün evrimini bizlere anlatır. Günümüzde dahi bu tarihi takvimin izleri, dini ve kültürel uygulamalarda sürmektedir ve zamanın ötesinde bir anlam taşıyarak tarih sahnesindeki yerini korumaktadır.

 

Dolmakalem